Arama Sonuçları

Günce Koral: “Bence su gibi bir albüm oldu…”

Yeni albümünüz “Su” çıktı, albümün ismi neden “Su” oldu?

Tamamıyla bana albümün verdiği his bu, bence su gibi bir albüm oldu.

Yeni albümünüzün hazırlık aşaması ne kadar sürdü ve kimlerle çalıştınız?

Bir buçuk senelik bir çalışmanın ürünü bu albüm. Sezen Aksu, Evrim Dökme, İsra Gülümser, Jeff Koplan ve Yılldırım Koral albümde yer alan besteciler. “Siyah Beyaz” adlı Arap edisyon bir şarkı var ve o şarkının adaptasyon sözleri İsra Gülümser’e ait. Ayrica “Azar Azar” şarkımda Dj Funky C’nin rap düeti var. Tüm bunların dışında her zaman olduğu gibi bana ait beş tane beste var. Aranjör olarak ise; Erhan Bayrak, Mustafa Ceceli, İskender Paydaş, Erim Ardal, Kaan Gökman ve Semih Tuncer ile çalıştım.

Çıkış şarkınız “Nezaket” çok sevildi, bu şarkıyı ilk dinlediğinizde ne hissettiniz?

Çok şanslı olduğumu hissettim. İlk dinlediğimde, çok güzel ve klasik olmaya aday bir Sezen Aksu şarkısı daha dedim. Çok samimi ve ortak bir duyguyu anlatan bir şarkı olması bu kadar sevilmesini sağladı.

Sezen Aksu’dan cover değil de yeni bir şarkı alabilmek nasıl bir duygu? Sezen Aksu’nun desteğini neye borçlusunuz?

Tabi ki bu kadar büyük bir sanatçının bestesini yorumlamak büyük bir sorumluluk. En iyi şekilde hakkını vermeye çalıştım bende. Sezen Hanım’ın desteğini daima yanımda hissetmekse benim için herkese nasip olmayan bir şans. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Benim kalbimdeki yeri çok özel, o biliyor…

“Nezaket” adlı şarkıyı aslında Tarkan son albümünde okuyacaktı, ama son anda bu özel şarkı albümüne giremedi ve şarkı size kısmet oldu. Bu şansı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu durumu asla magazinsel bir şans olarak görmediğim için yada bu şekilde görmeyi kendime yakıştırmadığım için sadece şarkının gücünü bir şans olarak görüyorum. Şarkının gücü ise zaten kendini ispatladı.

Devamını Oku. »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

“KIRIKA - Kaba Saz” albümü çıktı!

Yeniden deniz şarkıları, deniz kültürü ve dionyssos ruhu… Denizle karanın seviştiği, karanın erkek karalığına, denizin kadın maviliğine karıştığı, ufku açık mavi, gurubu yanık kızıl bir güzel coğrafya bizim evimiz.. Ege kıyıları… Biz, gittikce kara kültürüne ve onun eğlence anlayışına teslim olmaya başlayan Türkiye’nin unuttuğu deniz kokusunun peşindeyiz….

Kırıka’nın İzmirli kurucuları gibi her İzmirli bilir ki buralara denizle gelen açıklık, güneş ile yıkanmış bir esriklik, milliyeti muğlak bir melezlik ve Dionyssos coşkusu yakışır. Yemek, içmek, şarkı söylemek, rakı ile esrimek, dans etmek, düğün, sünnet, açık hava, imbat, yosun ve deli lodos… Bu cümbüşü fişekleyen de zeybekler, sirtolar, kasap havaları, çiftetelliler, karşılamalardır.

Kırıka, müziğinde nicedir unuttuğumuz bu deniz rüzgarını arıyor… Gelenekten gelen şarkıları bir müzeci gibi yorumlamaktan çok gelenekten beslenip, bugünün şarkılarını yaratmaya çalışıyor. Ne ki gelenek öylesine cezbedici ki Tamburi Cemil Bey’in Rast Zeybeğini çalmadan da edemiyor.

Gelenek, şehirler ve müzik: “Kaba Saz”.

Kırıka’nın ana etkileşim kaynağını 1800′lerin sonlarına doğru İstanbul, İzmir, Selanik gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun kozmopolit şehirlerinde ortaya çıkan, 1960′lara kadar özellikle meyhanelerde yaşayan “şehirli halk müziği” olarak nitelendirebiliriz. Devamını Oku. »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Şarkı Sozleri | Sitemap
domain